Selamlaşmak

Evet selamlaşmak, gün içerisinde en çok kullandığım kelime selam ardından merhaba olmalı. Sabah da en çok kullanılan günaydın kelimesi. Üniversitede kampuste geçirdiğim bir günde ortalama yüzden fazla kez selam veriyorumdur bazısına sadece el sallayarak bazılarına sarılarak bazılarına gözle bazılarına sadece sesle yani bin bir çeşit şekilde selam veriyoruz aslında. Peki kime nasıl selam vereceğimizi neye göre karar veriyoruz? Ben genelde yakın arkadaşlarıma sarılırım ama bazen acaba sarılsam mı yoksa sadece selam demek falan yeterli mi çok kararsız kalıyoruz. Eğer o da kararsız bir durumda kalırsa komik oluyor. Sanki bir şey yapacakken yapmıyormuş gibi.

Sadece selam demekle de bitmiyor iş acaba naber nasılsın diye sohbeti devam mı ettirsem yoksa yoluma mı devam etmeliyim diyor insan. Karşındakinin de acelesi mi var acaba konuşmak istiyor mu falan bilmediğin için baya ikilemde kalıyorsun. Bir diğer ikilem gün içinde selam verdiğin kişiyle tekrar karşılaşınca acaba tekrar selam vermeli miyim yoksa vermemeli miyim ikilemi. İnsan resmen o an stres altına giriyor :D.

İletişim diye adlandırdığımız olay iki insan birbirini fark ettiğinde oluyor selamlaşmasalar bile birbirleriyle göz göze geldiklerinde aslında iletişim kurmuş oluyorlar. Bazen hiç tanımadığın birini sürekli göre göre en sonunda tanımasan bile artık yüz siması oluştuğu için selam vermeye başlıyorsun bu da tuhaf bir durum. Bir de sosyal medyadan tanıdığımız takipleştiğimiz ama yüz yüze hiç sohbetimizin olmadığı insanlar var onlar en kötüsü. Paylaşımlar sayesinde iki tarafta birbiri hakkında aslında baya şey biliyor ama hiç oturup konuşmuşlukları yok, karşılaştıkları durumda da iki tarafta birbirini tanımıyormuş gibi davranıyor ama aslında kısmen tanıyor. Kısacası baya TUHAF. Sosyal iletişim konuları her zaman kuralları olmayan kişiden kişiye değişen değişik şeyler. Bir matematik gibi kesin bir sonucu yok ben şuna sarılırım bunu görünce selam vermeliyim ona el şakası yapmalıyım diye kural koyamıyoruz. O an istediğimizi yapıyoruz.

İlginç konular bunlar, birbirimizin aklını okuyamıyoruz ne düşündüğünü bilemiyoruz ki ona göre davranalım. Acaba selam verdiğimiz insan yüzümüze gülüyor da aslında baya gıcık kapıyor ve sevmiyor mu? Yoksa aslında bizi çok da takmıyo gibi görünen biri içten içten hoşlanıyor da utangaçlığından falan mı öyle davranıyor? Bu soruların cevabını bilemiyoruz ancak tahmin edebiliyoruz. Bu tahminlere de his diyoruz. Kiminin hissi kuvvetlidir bilir derler kimi ise bir türlü anlayamaz karşıdaki tam ne hissediyor ve aynı zamanda da kendisi de tam olarak gösteremez gerçek duyguları. Bu da iletişim bozukluğunu getirir. İletişim hayatımızın büyük bir bölümünü kapsayan sosyalleşme aracımız, onda bir bozukluk olduğunda ne yapabiliriz ki? Ben bilemiyorum, bazen ben de insanları kırmamak için olsun, başka sebeplerden olsun asıl duygularımı göstermiyorum. Kimi insan nadir de olsa hiçbir şeyi gizlemeden gösterebiliyor kısacası açık kitap gibi ama sayıları az o insanların ve nasıl da beceriyorlar ben anlayamıyorum. Sanırım bir şey alışkanlık olduktan sonra ondan ayrılmak, kopmak zor.

Bence insanın iletişim yeteneğini geliştirmesi için farklı farklı insanlarla tanışması, çok okuması ve çok gezmesi gerekiyor. Artık teorik bilgilerden ziyade iletişimimiz iş yapıyor zaten. Zamanında Petrol Ofisi CEO’su Selim Şiper ile görüşmüştük. O iş dünyasında aldığınız hiçbir dersin değeri önemi olmayacak sizin iletişiminiz sizi başarılı veya başarısız yapacak demişti. İlkokul mezunu olup da patron olmuş, zengin olmuş insanlara baktığımızda aslında teorik bilgileri olmasa da iyi iletişim kurabildikleri için o yerlere gelebildiklerini görebiliriz. Bu yüzden bize aslında üniversite diplomamız değil de dilimiz para kazandırır da diyebiliriz. Elbette, diploma da çok işe yarayacaktır ve üniversite okumak insanın vizyonunu bakış açısını bir hayli genişleteceği için çok faydalı olacaktır ama aldığımız derslerin bile bir önemi olmicakken notlara bu kadar değer vermemiz gereksiz diyebiliriz. Bir önceki paragrafta da dediğim gibi alışkanlıklar öyle kolay bırakılamıyor o yüzden notlara değer vermeyi bırakmak da öyle kolay bir iş olmayacaktır. Bence insan değer vermeli de ama bunun üzerine ne koyabildiği çok önemli. Akademik alanın dışında da kendimizi özellikle de iletişim becerileri açısından güçlendirmeliyiz.

Evet o kadar iletişim konuştuk, benle de yazımı okuduysanız ve beğendiyseniz istediğiniz zaman istediğiniz yerden iletişim kurabilirsiniz. Burdan herkese selam olsun!

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir